İçeriğe geç

Kırmızı mercimek çorbası nereye ait ?

Kırmızı Mercimek Çorbası Nereye Ait?

Bir yudum çorba, bir anı, bir hatıra… Kırmızı mercimek çorbası, bana hep Kayseri’yi hatırlatır. Hem de ne hatırlatmak! Birer çorba kasesi, içindeki sıcaklık ve bu sıcaklıkla birlikte taşan duygular… Bu yazıda, hem Kayseri’yi hem de kırmızı mercimek çorbasını anlatacağım, ama biraz da o çorbanın içinde kaybolan bir duyguyu, kaybolan bir şeyi keşfedeceğiz. Çünkü bazen çorbada kaybolan bir şey, sadece bir yemek değildir; o bir hatıra, bir vefa duygusudur. Belki de kırmızı mercimek çorbası, kaybolan zamanların, kaybolan insanların nereye ait olduğunu sorgulatan bir sorudur.

İlk Duruş: O Çorbanın Kokusu

Benim için kırmızı mercimek çorbası, evin mutfak penceresinden dışarıya sızan ilk kokuyla başlar. O kadar keskin, o kadar tanıdıktır ki; bazen sanki kokusunu aldığım an, birkaç yıl geriye gitmişim gibi hissederim. Özellikle Kayseri’de, kış aylarının soğuk, rüzgârın yüzümü yaladığı günlerinde, evimizin penceresinden gelen bu sıcak çorbanın kokusu, kalbimi ısıtan tek şey olurdu. Ama o çorbanın arkasında yalnızca sıcaklık değil, bir yudum daha derin, içimi ısıtan bir anlam vardı.

Küçükken, annemle birlikte mutfakta o çorbayı yaparken, ona her seferinde bir soru sorardım: “Anne, kırmızı mercimek çorbası nereye ait?”

Annem, gülümseyerek bana bakar ve “Kayseri’ye ait, tabii,” derdi. O zamanlar, bu kadar basit bir cevaba karşılık, öyle bir huzur duyardım ki… O çorba, evimizin kokusu, annemin elleri, Kayseri’nin soğukları ve sıcak mutfakları hep iç içe geçmiş olurdu. Sanki her kaşıkla, şehrin tüm sıcaklığı içime dolardı.

Ama büyüdükçe, bu soruyu sormanın daha karmaşık olduğunu fark ettim. Kırmızı mercimek çorbası sadece Kayseri’ye mi ait? Yoksa ona ait olan, sadece Kayseri’nin mutfak kültürü değil de, o mutfakta kaybolan zaman, geçmişten gelen her şey miydi?

İkinci Durum: Bir Duygu Yudumu

Bir gün, annem evde yoktu. O gün, Kayseri’ye özgü o çorbanın tarifini kendi başıma denemeye karar verdim. Kırmızı mercimekleri yıkadım, doğradım, tencerede kaynatmaya başladım. Ama bir gariplik vardı. O çorbanın kokusu sanki eksikti. Hani o anne kokusu, o çocukluk hatırası eksikti. Çorba kaynıyordu, ama kaynayan şey yalnızca mercimekler değildi. Bir de bir eksiklik vardı, bir kaybolan şey vardı içimde.

Annemin mutfakta kaybolan sesi, eski zamanlardan gelen o kahkahası eksikti. Belki de Kayseri’nin sıcak havası, o eski zamanlar vardı ama ben onları bulamıyordum. Hangi şehre ait olduğu değil, hangi anıya ait olduğu sorusu takılı kalmıştı kafamda. Çorbanın içinde bir parça da kaybolan zaman vardı.

Tencereye baktım, kaynayan kırmızı mercimek çorbasına. Bunu yaparken, o zaman annemin nasıl yaptığına dair kafamda pek çok anı canlandı. Ama eksikti. Kayseri’de bir aileyle, bir evle ve o evin sıcak çorbasıyla geçmiş zamanlarda kaybolan bir şey vardı.

Üçüncü Durum: Çorba, Ev, Duygular

Zaman ilerledikçe, Kayseri’de geçen yıllarımda, kırmızı mercimek çorbasının sorusu farklı bir boyuta geldi. O çorba nereye aitti? Kayseri’ye mi, annemin mutfağına mı? Yoksa, o mutfakta büyüyen çocukluk yıllarıma mı? Çorbanın tadı değişmedi, ama içindeki eksik parça beni hep huzursuz etti. Bazen duygusal olarak aç kaldığımı hissediyorum. O evde, o sıcak mutfakta kaybolan her şeyin yerine, sadece bir çorba koymak, yeterli değildi.

Bir gün, evde yalnızken yeniden o çorbayı yaptım. Annemin tarifine tam sadık kaldım. Ama bu sefer, her kaşıkta yalnızca Kayseri’nin değil, her yudumda kaybolan zamanın tadını aldım. Her şey bir süre sonra buluştu: O çorba sadece Kayseri’ye değil, geçmişe, bir zamanlar kaybolan o aile içindeki tüm duygulara aitti. Ve sonunda şunu fark ettim: Çorba, hangi şehre ait olduğundan çok, o şehirde büyüyen kalbe aitti.

Sonuç: Kaybolan Zamanlar, Kaybolan Duygular

Kırmızı mercimek çorbası, bazen Kayseri’ye aittir, bazen de o şehirde kaybolan zamanlara. Çünkü mutfaklarda kaybolan anılar, yalnızca bir yemekle değil, insanlarla, duygularla da şekillenir. Kayseri’nin sıcak mutfakları, sadece Kayseri’nin değil, bir ailenin sıcaklığına, bir çocuğun dünyasına da aittir.

Ve belki de kırmızı mercimek çorbasının gerçek sorusu şudur: O çorbanın kokusu, yalnızca Kayseri’nin değil, her anın, her anı yaşayan kalbin kokusudur. Çorbada kaybolan sadece kırmızı mercimekler değil, bir ömrün en güzel anılarıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hipercasino mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet giriş yap