İçeriğe geç

Evde canımız sıkılınca ne yapabiliriz 11 yaş ?

Evde Canımız Sıkılınca Ne Yapabiliriz? 11 Yaşındaki Halimle Bir Hikâye

Kayseri’nin soğuk bir kış sabahıydı. Dışarıda kar yağarken, ben evdeydim, odama kapanmış, ne yapacağımı bilemiyordum. Yine her zamanki gibi, canım sıkılmıştı. Bu, o dönemlerde sıklıkla karşılaştığım bir durumdu; ne yapmak istediğimi bilmediğimde, zaman sanki duruyordu. Evde canımız sıkılınca ne yapabiliriz? diye kendime sormuşken, birden gözlerim pencereye kaydı. Kocaman kar taneleri, sanki dünya üzerindeki tüm huzuru bana getirecekmiş gibi sessizce düşüyordu. Ama ben, o an onlara bakmak yerine, yalnızca evin içinde sıkılıyordum. O zamanlar 11 yaşındaydım, dünyaya karşı biraz daha meraklı ama aynı zamanda duygusal bir çocuktum. Her şey birdenbire, bir anda kararmış gibiydi.

O Zamanlar, Bir Düşman Gibi Hissedilen Sıkılma Hissi

Sıkılmak… O zamanlar benim için bir tür düşmandı. Özellikle okullar tatildiğinde, dışarıda kar yağarken ve ben evde tıkılı kalmışken, bu duygu beni her zamankinden daha fazla sarar, içimi öyle bir bunaltırdı ki… Odaya girer, bilgisayarımı açar, birkaç oyun oynamaya başlar, bir süre sonra bunlardan da sıkılır, yine hiçbir şey yapmamanın boşluğuna düşerdim. O sırada aklımdan geçen tek şey, “Evde canımız sıkılınca ne yapabiliriz?” oluyordu. Ama cevabını bulmak zor bir soruydu.

Bir gün, evdeki can sıkıntım öyle bir noktaya geldi ki, artık odaya kapanmak yerine, farklı bir şeyler yapmak istedim. Havanın dışarıda çok soğuk olması, beni bir yandan evde kalmaya zorlasa da, birden yeni bir fikir aklıma geldi: Belki de canımı sıkılmaktan kurtaracak olan şey, benim hep yapmak istediğim, ama bir türlü cesaret bulamadığım şeyleri denemekti.

Kendi Dünyama Yolculuk: Çizim Yapmak

Hatırlıyorum, o zamanlar resim yapmayı çok severdim ama her zaman bir engel vardı. Yetenekli değilmişim gibi hissediyordum. Ama bir sabah, pencerenin önüne oturup, karın yağışını izlerken, o an içimde bir kıvılcım çaktı. “Bugün gerçekten çizim yapacağım,” diye düşündüm. O anki hissiyatımı size anlatamam. Bir yandan kalbim heyecandan hızlı atıyordu, çünkü daha önce yapmadığım bir şeyi yapmanın korkusu vardı. “Yapabilir miyim?” diye sorgularken, elimdeki kağıdı ve renkli kalemleri aldım.

Bir çocuğun çizim yaparken yaşadığı heyecanı tarif etmek zor. Bazen ne çizdiğini bile bilmeden, sadece parmaklarının hareket etmesine izin veriyorsun. Bunu yaparken kendimi özgür hissetmiştim. Çizim yapmak, sanki bana başka bir dünyaya açılan kapı gibi gelmişti. Elimden çıkan her çizgiyle, canım sıkılmaktan uzaklaşıyor, içimde bir yerlerde umut yeşermeye başlıyordu.

İlk başta bir dağ çizmeyi düşündüm. Kayseri’nin o muazzam manzarasında yer alan dağları, karlı tepeleri düşündüm. Ama sonra fark ettim ki, bir dağ çizmek, ne kadar zorlayıcı bir işmiş. Fakat yine de, sonuna kadar çizmeyi sürdürdüm. Bir dağ, bir gökyüzü, birkaç kuş… Ve birden, sanki dışarıdaki kar taneleri benim çizimlerimi onaylıyormuş gibi hissediyordum. O an, sıkılmaktan çok, bir şeylere odaklanmak beni kendime getirmişti. Çizim, o kadar iyi hissettirdi ki, tıpkı hayatın ta kendisi gibi, birkaç hata yapmış olsam da, süreçten çok keyif alıyordum.

Hayal Kurmanın Gücü

Çizimi bitirdiğimde, fark ettim ki aslında sıkılmak diye bir şey yokmuş. O gün, hayal kurmaya karar verdim. Hayatımda o kadar çok hayal kurmuşum ki, bazen hangi birinin gerçekleşeceğini bile tahmin edememişimdir. Ama işte, o an, kendimi en özgür hissettiğim zamanlardan biriydi. Başımı yastığa koyup, gözlerimi kapadım ve Kayseri’nin tepelerinde bir kuş gibi uçtuğumu hayal ettim. Karla kaplanmış toprakların üstünde süzülüyordum. Kimi zaman da uzak bir denizin kenarına gittiğimi, ayağımı suya soktuğumu hayal ettim.

Hayal kurmak, aslında bana sıkılmanın ötesinde bir şeyleri keşfetme fırsatı veriyordu. Sanki evde sıkıldıkça, ben dünyadaki diğer bütün evlerde neler olup bittiğini keşfediyordum. O anlarda, her şeyin benden daha büyük olduğunu, hayatın çok daha anlamlı bir hal aldığını fark ettim.

O Günü Anlatmak: Bir Günün Bütün Anlamı

O günden sonra, sıkılmanın aslında bir fırsat olduğunu fark ettim. Hayat, her zaman sürekli koşuşturma içinde geçmiyor; bazen durup, düşünmek, dinlenmek ve kendi iç yolculuğuna çıkmak gerekiyor. 11 yaşındayken canım sıkıldığında, bana göre dünyadaki en zor şeydi, çünkü her şeyin monotonlaştığı hissine kapılabiliyordum. Ama o gün, çizim yaparak ve hayal kurarak, evde canımız sıkılınca yapılacak en güzel şeyin aslında biraz da içsel yolculuğa çıkmak olduğunu öğrendim.

Çünkü sıkılmak, bazen bir çağrı gibidir. İçsel dünyaya duyduğumuz bir sesin yankısı. Kendi duygularımızla baş başa kalmamızı sağlar. Bazen bir çizim, bazen bir hikâye, bazen de sadece hayal kurarak bulabiliriz kendimizi. O anlarda, aslında hayatı çok daha anlamlı kılabileceğimiz bir yolculuğa başlarız.

Sonuç Olarak

Şimdi, büyük bir yetişkin olsam da, hala içimdeki 11 yaşındaki halimi hatırlıyorum. Sıkıldığımda, bazen durur ve o eski halime geri dönüp, biraz hayal kurarım. Çünkü zaman geçse de, bazen 11 yaşındaki o saf heyecanı yaşamak, kendimizi yeniden bulmamıza yardımcı olabilir. O zamanlar, sıkıldığımda ne yapacağımı bilemezdim ama şimdi biliyorum: Biraz hayal kurmak, biraz resim yapmak ve belki de bazen sadece durup, içime bakmak…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hipercasino mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet giriş yap